09.09.2010 07:59:27
Kalite Bir Yaşam Tarzıdır
 Ana Sayfa Öneride Bulun Arkadaþýna Bildir Sýk Kullanýlanlara Ekle 
Üye Alanı
K.Adı
Şifre
[Üyelik] [Şifre Hatırlat]
 
Kurumlarda Kalite
Designed by R.Püsküllü
Haber Analiz /
      [Son Eklenenler] [Kaynak Ekle] [Kaynak Analiz]

   Yaşam Kalitesi ve Borç Vermek

Ramazan Püsküllü
www.kamukalite.org / 01.03.2010
Başlığı görünce belki içerik hakkında aklınıza bazı şeyler gelmiştir. Para ile yaşam kalitesi arasında doğrusal ilişki vardır diyebiliriz. Ama bu tez her zaman tersinden doğru değildir. “Yani parası olanın yaşam kalitesi yüksektir veya yaşam kalitesi yüksek olanın çok parası vardır” diyemeyiz. Bu yazının konusu bu değildir. Yazının konusu borç/ödünç para vermek ya da sadaka yönetimi diyebiliriz.

Aslında paramızın veya bütçemizin yönetimi yaşam kalitemizi doğrudan ilgilendirmektedir. Borç vermek ve almak ta bir strateji konusu olmuştur günümüzde. Her isteyene borç verecek miyiz? Kimlere ne kadar verebiliriz? Yoksa “ben tok olduktan sonra âlem aç olsa bana ne” mi diyeceğiz. Mutlaka bu sorulara bilinçaltınız bazı cevaplar vermiştir.

Bu konunun önemini anlatmak ve karar almamızı kolaylaştırmak için, biri çağımızda yaşanmış iki olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Sonra ne yapacağımızı konuşabiliriz.
Birinci olarak anlatacağım yaşanmış olayın kahramanı arkadaşımızı birçok arkadaşım tanır. İsmini vermeyeceğim. Yakın arkadaşlarımız da olayı hatırlayacaklar. Olaydaki kişilerin isimleri değiştirilmiştir.

Ali bey Karadenizli, eşi Doğu Akdeniz illerinin birisindendir. Ali beyin kayınbiraderi yani Ayşe hanımın küçük kardeşi Kaya tazminatları verilerek işten çıkartılır. Ali bey nüfusu 5 milyon civarında olan ve ülkenin başkentinde seçkin bir kamu kurumunda mühendis olarak çalışmaktadır. Kayınbiraderine yardım etmek için elinden gelen gayreti göstermektedir. Tüm tanıdığı eş, dost ve arkadaşlarından yardım istemektedir. Kayınbiraderi Kaya’yı işe yerleştirmek için.

Bu gayretleri sırasında kurumunda çalışan birisi durumdan vazife çıkartır. Bazen Ali beye Avrupa’dan sağlanan parasal kaynaklardan ve bunun iş adamlarına nasıl aktarıldığından bahsetmektedir. Öyle anlatmış ki bir hafta içinde Antalya’da bir mermer fabrikasının yarısı onun olacaktır. Eli kulağındadır. Ali bey çok güvenir bu arkadaşına. Ve sevdiği birisidir ayrıca. Ayıp olmasın bu arkadaşının mesleğini yazamayacağım…

Hanıma yağcılık yapacak ya bizim Ali bey, kayınbiradere iş bularak. Bunun için fabrika sahibi olacak arkadaşına uğrar. Durumdan bahseder. “Benim kayınbiraderi senin fabrikada istihdam edebilir miyiz?” diye sorar.

Uyanık fabrikatör(!) “Ali abi, fabrikayı teslim almak için bazı işlemler kaldı. Eli kulağında. Ancak tamamlamak için biraz para eksiğim var” der.

Ali bey kayınbiraderini arar ve durumu anlatır. Tazminatını alır fabrikatöre(!) kayın biradere iş vermesi ve daha sonra da parasını ödemek üzere verir. Sevinçlidir Ali bey. Kayınbirader kardeş yarısı ne de olsa. Aynı zamanda bir ihtiyacı olanın da işi görülmüştür. Kayınbirader de, yenge ve çocuklar da sevinçlidir.

Aradan bir hafta geçiyor. Kayınbirader Ali beyi arıyor. Abi ne oldu bizim iş diye. Ali bey Kaya’ya, fabrikatörün sözünü aktarır. Yani haftaya der. Bu hafta gelecek hafta derken aradan bir yıl geçer. Kayınbirader “Ali abi paraya ihtiyacım var. Çor çocuk ellerinden öperler ama açlar. İş olmayacak sanırım.” der. Ve kibarca parasını ister. Ali Hayri(Fabrikatör)’den parayı geri alamaz. İki çocuğu vardır ve ev kiradır. Eşi çalışmamaktadır. Kayın biraderin parasını acı zülüm ödemek zorunda kalır.

Sanki ”bu klasik bir dolandırıcılık hikayesidir” der gibi bir haliniz var. Bu olay gerçekleştiğinde(1997) tokatçılar daha bugünkü kadar çok yaygınlaşmıştı. Ayrıca ortada bir Hayri(Fabrikatör)ve Ali bey gerçeği var.

İkinci hikayemiz, henüz arabanın, telefonun icat edilmediği, af edersiniz devenin otomobil olarak kullanıldığı çağlardan.

Adamın birisi devesi ile çölde seyahat ederken başka bir adama rast gelir. Adam susamıştır. Sıcağın altında yorulmuştur. Su vermesi için devenin üzerindeki adamdan ricada bulunur. Boynunu büker ve yalvarır. Devenin sahibi deveyi çöktürür o kişiye su verir. Çöldeki adam “deveye biraz da ben bineyim halim kalmadı, yürüyemiyorum” der. Deve sahibi çölde kalan adamı deveye bindirir ve yularını eline verir. Adam deveye binince deveyi şaha kaldırıp kaçmaya başlar.

Deve sahibi arkasından bağırmaya başlar. “Sakın bu durumu başka bir yerde anlatma. Gerçek ihtiyaç sahiplerinin elinden tutan olmaz “der.
İşin doğrusu işin ruhu, aslında aynı İnsanlara faydalı olmak. Toplumsal yaşamı kolaylaştırmak. Güzel şeylere şahit olmak. Niyet güzel ama akıbetin birinci raundu can sıkıcı gözüküyor.

İki olaydan ne öğreneceğiz. Her çağda da kötü ve iyi mekandan bağımsız olarak yan yana yaşamını devam ettiriyor. İşin kötüsü birisine borç para vererek iyilik yapıyorsunuz. Sonra onunla geri alabilmek için kanlı bıçaklı oluyorsunuz.

Buna hazırlıklı olmalıyız. Hayat, tecrübelerin vektörel bileşkesi olduğuna göre. Yeni vektörlerin bizim yaşam alanımızda kesişmemesi için bazı şeylere dikkat etmemiz gerekiyor sanırım. Hepimizin bu konuda mutlaka geliştirmiş olduğu teknikler vardır. Belki genç arkadaşlar deneyimleşmenin daha güzel olacağına inanıyor olabilirler. Bunun dışında kalanlarla kendi sistematiğimi paylaşmak istiyorum.

Polis suçluya ulaşmak için, parayı ve kadını takip edermiş. Bunun ikisini yönetmek çok zordur. Çünkü elde avuçta durmazlar.


Borç para verirken nelere dikkat etmeliyiz.

1)Hibe edeceğim kadar parayı borç veririm ve bunu sadaka olarak düşünürüm.

2)Yaşam kalitemi düşürecek miktarda borç vermem.

3)Borç alarak borç asla vermem.

4)Memurdan işçiden borç isteyecek kadar düşmüş esnafa asla borç vermem.

5)Ödeyemeyeceğim miktar için kefil olmam ve kimseye de kefil ol demem.

7)Malımın 40’ta birini zekat olarak veririm.
8)Her ağlayana meme vermem çünkü Allah’tan daha merhametli olamayacağımı düşünürüm.

Sizler de pratiklerinizi paylaşırsanız sevinirim..




Yorumlar
Tecrübelerinizle örgülenmiş, hayat dersi niteliğinde bizden manzaraları yansıtan güzel bir yazı. Tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim. ( Kadını yönetmenin zorluğu kısmı tartışılabilir tabi) :)) / / 03.03.2010
Farklı yaklaşımlarınız ve hayatın içinden aktarılan engin tecrübelerinizle oluşan bu makaleyi okumak çok keyifli. Elinize sağlık.Yıldız AKSOY / / 03.03.2010
Ramazan Püsküllü Tarafından hazırlanan diğer dökümanlar
  • TPAO'da Performans Yönetimi Sonuçlandı
  • Balanced Scorecard ve Performans Yönetim Sistemi
  • KAMUDA PERFORMANS YÖNETİMİ ve TÜRKİYE PETROLLERİ A.O’DA UYGULAMA ÖRNEĞİ
  • Bireysel Kurumsallaşma
  • Kurumsal Organizma Açısından Stratejik Yönetime Bakış
  • Kalite Gönüllüsü
  • YAŞAM KOÇLUĞU/ LIFE COACHING
  • BİREYSEL KURUMSALLAŞMA - DOST KALMAK
  • BİEYSEL KURUMSALLAŞMA – TY4Z
  • BİREYSEL KURUMSALLAŞMA –BEYİN OKUMA
  • BİREYSEL KURUSALLAŞMA-ÖTEKİNİN ÜZERİNDEN VAR OLMAK
  • Bireysel Kurumsallaşma-Enerji Açıklarımızı Nasıl Kapatırız ?
  • Bireysel Kurusallaşma – Ümitsizlik
  • Bireysel Kurusallaşma-Sabır Enerjisi
  • Kamunun Halleri
  • Kamuda Mobbing (İş Yerinde Psikolojik Taciz)
  • Son Dakika Genetik Alışkanlığımız
  • Cehennemdeki Cenneti Keşfetmek
  • Kamunun Halleri ve Vatandaşın Dilleri
  • TİCARİ ETİK
  • Krallar-Kralcıklar ve Garipler
  • Yaşam Kalitesi ve Borç Vermek
  • Yaşam Kalitesi ve Para Harcamak