Krallar-Kralcıklar ve Gariplik Kader mi?
|
| |
Ramazan Püsküllü
|
www.kamukalite.org / 19.02.2009
|
“Krallar-Kralcıklar ve Gariplik” başlıklı yazımda toplumların %95’ini kral ve kralcıklar geri kalan %5’ni ise garipler teşkil eder demiştim. Ve bunun izahının başka bir yazı konusu olduğunu belirtmiştim.
Gerçekten bu konu hakkında beyin fırtınası yaptınız mı hiç?
Sanırım çoğumuz tarihi yerleri gezmişizdir. Kaleler, şatolar, saraylar veya kalıntıları, hanlar, hamamlar, tiyatrolar gibi bir sürü eser.
Peki Mısır piramitlerine ne dersiniz?
Mısır piramitlerini ya da yukarıda saydığımız eserlerin inşaatında krallar mı çalıştı dersiniz. Sanırım suratınızı ekşittiniz. Sanmam der gibi haliniz var. Zaten herkesin aynı-eşit olması mümkün değil. O zaman hayatın anlamı olmazdı sanırım. Herkes kral. Ee.. inşaatta kim çalışacak?
Demek ki insanlar ne akıl olarak ne de pazı gücü olarak aynı-eşit değiller. Sonra aynı olsalar bile yetiştikleri ortamın farklı olması, akılın kullanılması ve pazı gücünün yönetilmesi, cesaret ve risk alma gibi farklılıklar olduğu bir gerçektir. Dolayısıyla doğuştan da baskın olanlar dikkate alındığında “Krallar-Kralcıklar ve Gariplik” sınıflaması kaçınılmaz olmaktadır.
Yani aslında bu bir kader gibi gözükse de insanın kendisinin iradesi de önemli bir etki faktörüdür. Piramidin katmanları arasında her çağa göre geçişler mutlaka olmaktadır. Ama çağımızda en aşağıdaki bir garibi en üstlerde bir yerde görmek mümkündür. Fırsat eşitliği denen ninninin bir boyutu sanırım bu. Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz gibi, yazılı metinler çağlara göre değiştiğinden kralcık katmanları arasındaki geçiş oranları değişebiliyor.
İşin özü farklı aslında, bulunduğunuz yerden geriye doğru giderseniz. Kralların paylaşımdaki teknikleri değişiyor. Sonuç olarak ilk çağda da son çağda da krallar ve garipler var. Çok can alıcı nokta ikna türleri çağa göre değişiklik gösteriyor (Demokrasi, Cumhuriyet, Sosyalizm, krallık, diktatörlük, şeyhlik, beylik v.b.). Aslında fazla bir çeşitlilik yok. Hile-kurnazlık ve zorbalık var. Geriye doğru gittiğinizde zorbalık oranı daha yüksek, hileye gerek duyulmadığı için hile (ikna) oranı düşük. Çağımıza doğru geldiğimizde gönüllü eğilim görürsünüz. Herkes halinden memnun durumları yani. Aslında burada başka bir numara var. Herkes ortaya birikenden krallık pozisyonuna göre tırtıklıyor. Hiç vermeyen daha çok tırtıklıyor. Sonra da bu kral nerede diye bağırıyor. Garipler de sesi yüksek çıkanları alkışlıyorlar. Sanıyorlar ki hakları için mücadele ediliyor. Bu garip takımı kral-kralcıkların dolmuşuna gelip hırsızları bile alkışlıyorlar.
Bu kaderin cilvesi mi sizce, yoksa kader algısına dönüştürdüğümüz alışkanlıklarımızdan birisi mi? Bulduğumuzla yetinme ve bulunduğumuz yere uyum sağlama yeteneğimizin yüksekliğinden kaynaklanıyor olmasın.
|
|
|